Marsh CFA Enstitüsü tarafından yayımlanan 2026 Küresel Emeklilik Endeksi raporu, dünya nüfusunun yüzde 66’sını kapsayan 55 ülkenin sosyal güvenlik sistemini mercek altına aldı. Yapılan kapsamlı incelemede gelir yeterliliği, sürdürülebilirlik ve güvenilirlik kıstasları baz alınırken, Türkiye listedeki 19 Avrupa ülkesi arasında genel sıralamada sonuncu oldu.
Demografik dönüşüm, uzayan insan ömrü ve gerileyen doğum oranları neticesinde çalışanların emeklilere oranı azalırken, küresel çaptaki sosyal güvenlik mekanizmaları ciddi bir mali darboğaza sürükleniyor. Çalışan kesimin primleriyle mevcut emekli aylıklarının finanse edildiği dağıtım esaslı (pay-as-you-go) modellerde sarsılan nüfus dengesi, uzun vadeli bütçe disiplinini zorlaştırıyor.
Türkiye; emeklilik gelirlerinin seviyesi, finansman yapısı ve sistemin devamlılığı kıstaslarında değerlendirilen tüm Avrupa ülkelerinin gerisinde kalarak en düşük puanları topladı. Tablonun zirvesinde ise 100 üzerinden 85,8 puan toplayan Hollanda üst üste dördüncü defa liderliğe yerleşti. Güçlü devlet emekliliği, yaygın işyeri planları ve yatırım fonlarıyla öne çıkan Hollanda’yı 84,1 puanla Danimarka ve 84 puanla İzlanda izledi. İsveç, Finlandiya, Norveç, Singapur, İsrail ve Avustralya da üst basamaklarda konumlanan diğer ülkeler oldu.
Araştırma, bazı önde gelen Avrupa ülkelerindeki derin dengesizlikleri de ortaya koydu. İspanya gelir yeterliliği alanında 83 puan elde etmesine karşın sürdürülebilirlik tarafında 33 puana geriledi. Fransa da gelir yeterliliği kategorisinden 85 puan almasına rağmen sürdürülebilirlik başlığında 49,3 puanda kaldı.
Emeklilik Yaşı ve Yapısal Reform Önerileri
Sosyal güvenlik sistemlerinin dengesini koruyabilmek amacıyla hazırlanan raporda, emeklilik yaşının ortalama yaşam süresine endekslenmesi ve bireylerin çalışma hayatında daha uzun kalmasının özendirilmesi tavsiye ediliyor. Gerekli adımların gecikmesi durumunda vergi artışları, daha uzun çalışma süreleri ya da maaş kesintilerinin gündeme gelebileceği belirtilirken; uzmanlar kamu gelirlerinin otomatik katılımlı ek emeklilik planları, özel tasarruflar ve işveren katkılarıyla güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Almanya Merkez Bankası Başkanı Joachim Nagel de 2031 yılı sonrasındaki dönem için emeklilik yaşının yaşam beklentisine bağlanmasının değerlendirilebileceğini ifade etti.
